Faith Fighter

06/21/2010

Faith Fighter, güzel ve espirili bir şekilde hazırlanmış bir oyun. Tanrılar ve Peygamberlerden birini seçip diğerleri ile dövüşe başlıyorsunuz. Bazen arkadan FSM gözüküyor. Son savaşmanız gereken karakter ise Xenu. Burada da ince bir göndermeyle en güçlü rakip olarak scientology’i gösteriyor.
Oyunu bitirdiğinizde ise, bir dünyanın üzerinde karakterinizin gözüküyor. Ama yanmış bir dünya. Verilmek istenen mesaj sanırım “din savaşlarından biri galip gelirse o, yıkık bir dünyanın lideri olur.”.
Bu yazımda şuradan yararlandım.

Oyunu facebook’da oynamak için aşşağıda ki linke tıklayın. İyi eğlenceler.

Facebook




Atatürk’ün dine bakışı

05/11/2010

Daha önce birkaç yerde bu konuyu dile getirmiştim. Ancak gelen yorumlardan ve tepkilerden yola çıkarak bir kez daha paylaşmak istedim. Hemde bu sefer olayı her tarafından ele almış bir yazıyı paylaşıyorum. Bu yazısı için şüphecimelek’e teşekkür ederim.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Din ve Tanrı hakkindaki görüşleri baktığımız kaynağa göre çeşitlilik göstermektedir.
İslam’a yakın kaynaklar, Atatürk’ün İslam ve Peygamber’le ilgili söylediği olumlu şeyleri öne sürerken, bazı başka kaynaklarda da tam tersi demeçler karşımıza çıkıyor.

Peki, nasıl oluyor da, bir kişinin aynı konu hakkındaki görüşleri, farklı kaynaklara göre farklılık gösterebiliyor?
Yazının devamını oku »


Atatürk’ün kendi kaleminden İslam

03/08/2010

Bu yazıyı “Atatürk dindardı” diyenlere, Atatürk’ün kendi kaleminden yazdıkları ile cevap vermek için gönderiyorum. Buyrun;
Paşa’nın el yazısıyla kaleme aldığı o notların “Millet” bölümünden satırlar:”
Türkler Arapların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arapların dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların vesairenin Türklerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir tesir etmedi. Bilâkis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. Çünkü, Muhammedin kurduğu dinin gayesi, bütün milliyetlerin fevkinde, şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu.
Yazının devamını oku »


Kur’an’ın Allah’ı

06/26/2009

Allah’ın Kuran’daki niteliklerine, daha doğrusu kişilik özelliklerine bir bakalım. Yani insana kişilik olarak ne kadar kuranın allahıbenzediğini, insani zaaflar tasıdığını; asla yüce, ulu, eşşiz olmadığını Kuran verileriyle kısaca inceleyelim.

Kuran’ın Allahı o dönem insanının bakış açısını yansıtmaktadır. Sevgiden yoksun bir cinselliğin yaşandığı bir dönem olduğundan bekardır. Kadınların asagilanıyor olması nedeniyle erkektir. Sıradan insanlar gibi kızar, tehdit eder, polemiğe girer, yemin eder ve armağan vaadeder.
Yazının devamını oku »


Recm

06/26/2009

Her ne kadar Kuran’da, insanlık dışı bir uygulama olan RECM geçmiyorsa da, RECM resmen İslam hukukunda (Şeri recmhükümlerde) bulunmaktadır.

Recm’in aşağıdaki sözlerden nesh edilip, hükmünün baki olduğu iddia edilmekteymiş; Yazının devamını oku »


İskenderiye Kütüphanesi

06/26/2009

İskenderiye kütüphanesi, antik dönemlerin bilinen en büyük kütüphanesidir. Fakat ne yazık ki kutuphane

tamamen imha edilmiş, hatta geriye tek bir kitap (tomar) bile kalmamıştır. Yazının devamını oku »


İnançlıların Yanılgıları

06/06/2009

Gönderen: mantikinançlıların yanılgıları

İnançlıların en yaygın 15 yanılgısı:

1) Tanrı kavramının “ilk sebep” problemini çözdüğünü zannetmek

Tanrı’nın, nedenler zincirinin sonsuzluğu problemini çözdüğünü zannetmek çok yaygın bir yanılgıdır. İlk şey evrenin ortaya çıkışıysa, evrenin sebebi Tanrı’dır demenin nedenler zincirini bitirdiği zannedilir. Halbuki, bu noktada sorulabilecek “Peki Tanrı’nın sebebi nedir?” sorusu çok yerinde bir sorudur. Bu soruya, şartlanmış bir şekilde, “Tanrı’nın sebebi yoktur” veya “Tanrı kendi kendisinin sebebidir” derler.

Fakat bu bir açıklama değildir. Çünkü eğer bir şey sebepsiz olabiliyorsa, ya da kendi kendisinin sebebi olabiliyorsa, o zaman bu kişi evrene niye sebep aramaktadır? Belki sebepsiz olan, veya kendi kendisinin sebebi olan şey, evrenin kendisidir. Eğer evrene bir sebep aranması gerekiyorsa, Tanrı’ya neden bir sebep aranması gerekmediğini açıklaması gerekir bu argümanı sunan kişinin. Aslında biraz objektif baksa, Tanrı açıklamasının evrendeki nedenler zinciri sorununa bir çözüm getirmediğini, yapay bir açıklama olduğunu ve aslında bir şey açıklamadığını görecektir. Bu argüman mantıksal olarak çelişkilidir ve ciddi felsefi tartışmalarda kullanılmaz. Fakat günlük hayatta karsılaştığınız ortalama bir inançlının en çok başvurduğu argümanlardan biridir.

Yazının devamını oku »


Düşündürücü Sözler

06/06/2009

Gönderen: mantikdüşündürücü sözler

“Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir.”
Carl Sagan

“Aptal bir şeyi 50 milyon kişi de söylese, o hala aptal bir şeydir.”
Anatole France

“Bazı insanlar vardır, eğer bir şeyi zaten bilmiyorlarsa, onlara anlatamazsınız.”
Louis Armstrong

Yazının devamını oku »


Dinlerin Sosyobiyolojik Kökeni

06/06/2009

Gönderen: oguzDinlerin sosyobiyolojik kökeni

Bu yazı “HACI” tarafından hazırlanmıştır.

Harvard Üniversitesinin ünlü biyoloğu Edward O. Wilson dinlerin ortaya çıkış nedenini ilginç bir kuramla açıklıyor; Din hemen her kültüre imzasını atmış olan sosyal bir etkinliktir. Antropologlar hemen her ilkel kabilenin kendi kökenleri hakkında bazı mitlere sahip olduklarını bilirler. Ayrıca bu kabileler kendileri ile diğerleri arasındaki farklara çok büyük önem verirler. Bu inançların çoğu rasyonel olmadıkları gibi, hemen hepsi fantazilerle bezenmiş doğa üstü yaklaşımlardır. Çoğu kere bu kabilelerin geçmişte yaşamış ve kabileyi bir araya getirmiş olan bir lideri vardır. Bu lider olağanüstü yetenekler ve ilahi bilgilerle donanmıştır. Bu liderin öğretileri sorgulanamaz. Reddedilemez. Olduğu gibi kabul edilmelidir.
Yazının devamını oku »


Tanrı’nın varlığı

06/06/2009

Gönderen: mantikTanrı'nın varlıgı

Bu yazida, Tanri’nin varligina dair teistler tarafindan getirilen cesitli argumanlara deginecegiz.

Tanri’nin varligina dair sunulan belli basli argumanlar sunlardir:

1) Kozmolojik arguman: Bu argumana gore, Tanri bastan varolmalidir ki, evreni baslatan bir ilk sebep olabilsin.
2) Ontolojik arguman (varlik argumani): Bu aslinda bir argumanlar grubunun genel adidir. Burada genellikle kendisinden daha buyugu tahayyul edilemeyecek kavramlar konu edilir ve Tanri “en buyuk”, “en yuce”, “en yetkin”, ya da “varolmamasi mumkun olmayacak”, vs. bir kavram olarak tanimlanir. Bu tanimlardan mantiksal cikarsama yapilarak Tanri’nin varoldugu iddia edilir. “Varlik” kavraminin kendisinin Tanri’nin varliginin bir delili oldugu soylenir ve Tanri genellikle “Varolmamasi mumkun olmayan” bir varlik olarak tanimlanmaya calisilir.
3) Teleolojik arguman (dizayn argumani): Dogada dizayn oldugu fikrine dayanan argumanlarin genel adidir.
4) Ahlak argumani: Iyi ve kotu kavramlari ve genel olarak ahlakin Tanri olmadan tanimlanamayacagini savunur.
5) Transendental arguman: Bu argumana gore, mantik, bilim ve ahlak gibi seyler Tanri olmadigi takdirde anlasilamazlar.
6) Cogunluk argumani: Dunyanin dort bir yaninda insanlar caglar boyunca Tanri’nin varligina inandilar. Bu yuzden Tanri’nin varolmamasi pek ihtimal dahilinde degildir diyen arguman.
7) Antropolojik arguman (mukemmellik argumani): Zihnimizdeki mukemmellik kavraminin mumkun olmasinin ancak ve ancak boyle bir mukemmelligin (Tanri’nin) varolmasi durumunda mumkun olacagini ifade eden arguman.
8) Sonsuzluk argumani: Tanri’yi mutlak sonsuz olarak tanimlar ve varolmasi gerektigini iddia eder.
9) Tanik argumani (dinsel tecrube, ya da mucize argumani): Dinsel veya mucizevi tecrubelere dayanan argumanlar.
10) Dinsel kisi ve kaynaklara dayali arguman: Ornegin Muhammed’in hayatini veya kurani ornek gostererek, bunlarin mevcut dinin gecerliligine ve guvenilirligine isaret ettigini, dolayisiyla, bu dine ait temel kavramlarin (Tanri’nin varligi gibi) dogru olmasi gerektigini iddia eden arguman.
11) “Ya Varsa” argumani: Tanri yoksa benim kaybedecegim birsey yok, ama varsa inancsiz birinin kaybedecegi cok sey vardir diyen ve buna dayanarak Tanri’nin varliginin kabul edilmesi gerektigini soyleyen arguman.
Yazının devamını oku »