Hastanelerde İbadethane Açılacak

Geçtiğimiz günlerde rastlamışsınız haberlerde, yasa gereği hastanelerde, hastaların ibadetini gerçekleştirmesine mani olmamak için, ibadet yerleri yapılacakmış.
İlgili habere şuradan ulaşabilirsiniz.

Üstelik sadece müslümanlara yönelik de değil, izlediğim habere göre, Hristiyan ve Musevilere de aynı hizmeti vereceklermiş. Belki bu son kısım hastanenin insiyatifine kalmış olabilir, tam ayrıntısını bilemiyorum.

Gelelim bunun ne gibi sonuçlar yaratacağına. Elbette kimsenin ibadetine mani olacak değiliz, ancak bu sanıldığının aksine zararlı sonuçlar doğurabilir.
Hani dinlerin kardeşliği ve birbirine gösterdiği saygı(!) konusunda hepimizin az biraz fikri var. Odasında bir Hristiyanla veya Musevi ile kalmak istemeyen, Müslümanların feryatlarını duyar gibiyim. Az da olsa bu bir ihtimal. “Hadi Cuma’ya gidelim kardeş” dediği hastanın maruz kaldığı baskıyı veya “acaba müslüman olmadığımı söylesem mi?” düşüncesini tahmin edebiliyorum.
Aynı şey biz dinsizler içinde geçerli. Özellikle de ailesine -çeşitli sebepler ile- dinsiz olduğunu söyleyemeyenler için. Hala daha bayram ve cuma namazına aile baskısı ile giden insanlar varken, birde hastanelerde bu dayatmaya maruz kalacakları gerçeği üzücü.

Tabi birde işin bilimsel tarafı var. Dawkins‘in Tanrı Yanılgısı kitabını okuyanlar Büyük Dua Deneyi bölümünü hatırlayacaklardır (hatırlamayanlar için altta mevcuttur.)
Hastalar için dua etmenin hiç bir yararı olmadığı gibi, zararı bile vardır. Ayrıntılar aşşağıda kitabı okuyanların okumasına gerek yoktur;


—–

Büyük Dua Deneyi

Dua deneyi eğer eğlendirici olmasaydı acıklı olduğunu düşüneceğimiz bir mucize incelemesidir: Hastalar için dua etmek onları iyileştirir mi?

Fizikçi Russel Stannard dua etmenin hastaların sağlığını iyileştirdiği görüşünü deneysel olarak sınamak için (elbette) Templeton vakfının sermayesini sunacağı bir girişime ağırlığını koydu;

Tam anlamıyla rastgele seçilen hastalar belirlenir. İlk grup denek grubu (dua edilenler), diğeriyse kontrol grubu olarak belirlenir (dua edilmeyenler). Ne hastalar ne doktorlar ne de denekler hangi hastalara dua edileceğini ya da hangilerinin kontrol grubu üyesi olduğunu bilmez. Ancak deneysel duayı edenlerin her kim için dua edeceklerse isimlerini bilmeleri gerekir. Aksi takdirde belirlenen kişiler haricindeki ilgisiz kişiler için dua etmenin ne anlamı olurdu? Ancak duacılara hastaların yalnızca ön ismi ve soyadının ilk harfini vermek yeterlidir. Görünüşe göre bu sayede Tanrı doğru hastane yatağının yerini tam olarak saptayabilecekti.

Böylesi deneyler yapma fikri başta dalga geçilmeye son derece açıktır ve beklenildiği gibi bu proje de bu olumsuzlukları yaşamıştır. Tüm alayları cesurca göğüsleyen araştırmacı grubu hiç yılmadan çalıştı ve Boston yakınlarındaki Zihin/Beden Tıbbi akademisindeki Dr. Herbert Benson önderliğinde 2.4 milyon dolarlık Templeton sermayesi harcandı. Dr. Benson ve ekibi altı hastanedeki 1802 hastayı gözlemledi ki bu hastaların hepsi koroner by-pass ameliyatı geçirmişti. Hastalar üç gruba ayrıldı. Birinci grup dua aldı ve bunu bilmedi, ikinci grup (kontrol grubu) dua almadı ve bunu bilmedi, üçüncü grup dua aldı ve bunu bildi. Grup 1 ve 2 kıyaslaması duaların etkisini sınamak içindi, Grup 3 birinin dua ettiğini bilmenin ortaya çıkarabileceği psikosomatik etkileri test etmek içindi.

Duacılar üç kilise cemaatinden oluşuyordu; Minessota, Massachusetts ve Missouri, bu üç kilisenin konumu hastanelerden oldukça uzaktı. Tüm duacılara dualarının içine şu cümleyi de katmaları söylendi: “çabuk, sağlıklı bir iyileşme ve komplikasyon olmamasıyla birlikte başarılı bir ameliyat için”

American Heart Journal Nisan 2006 sayısında bildirilen sonuçlar oldukça belirgindi. Dua edilen ve edilmeyen hastalar arasında fark yoktu. Dua edildiğini bilenler, bilmeyenlere nazaran yan etkilerden daha fazla acı çektiler. Tanrı bu çılgın girişimi kınadığını göstermek için hafifçe cezalandırmış mıydı? Kendileri için dua edildiğini bilen hastaların sonuç itibariyle fazla stresten zarar görmüş olmaları daha olasıydı. Araştırmacılardan birisi Dr. Bethea şöyle demişti; “ Bu onları dua takımına çağrılacak kadar hasta mıyım düşüncesiyle kararsızlaştırmış olabilir”

Günümüz dava açma meraklısı toplumunda kalp rahatsızlıklarından zarar gören bu hastaların deneysel dua aldıklarını bilmelerinin bir sonucu olarak Templeton vakfı aleyhinde eylem niteliğinde bir dava açmaya yeltenmiş olabileceklerini umut etmek fazla mıdır?

Bu araştırmanın ilahiyatçılarca kınanması hiç şaşırtıcı değildi çünkü bu deneyin dinle dalga geçme kapasitesi vardı.

Oxford’lu ilahiyatçı Richard Swinburne bu başarısızlığın ardından yazdığı yazısında şu bağlamda araştırmaya karşı çıktı; “ Tanrı dualara yalnızca iyi sebepler dahilinde cevap verir”
Swinburne raporunun diğer kısmında Tanrı tarafından yönetilen bir dünyada acı çekmenin hak verilecek bir yönünü bulmaya çalışır. “ Acı çekmelerim bana cesaretimi ve sabrımı gösterme fırsatı sunar. İyi bir Tanrı acı çekmenize üzülse de en çok ilgilendiği şey kesinlikle her birimizin sabır ve büyüklük göstermemizdir. Bazı insanların kendi iyilikleri için berbat bir şekilde hasta olmaları gerekir ve bazı insanlar ise diğer insanlara önemli seçimler sağlamaları için hasta olmaya ihtiyaç duyarlar.”

Bu gülünç usavurma (muhakeme) eseri teolojik zihnin aşırı tipik bir örneğidir.

Swinburne’ün makalesinin ilerleyen bölümlerinde tipik bir ilahiyatçı mantık daha göze çarpar. Emin bir tavırla şu fikri öne sürer; eğer Tanrı varlığını kanıtlamak isteseydi kalp hastalarından oluşan karşıt iki grubun iyileşme istatistiklerini belli belirsiz etkilemekten daha iyi yollar bulurdu. Ama Swinburne en sonunda ağzındaki baklayı çıkarır: “Ancak zaten Tanrı’nın varlığına dair yeterli kanıt mevcuttur ve bu kadar çok kanıt bizim için iyi olmayabilir”
Çok fazla kanıt bizim için iyi olmayabilir! Tekrar okuyun. Çok fazla kanıt bizim için iyi olmayabilir! Bu arada Richard Swinburne İngiltere’nin en itibarlı ilahiyat profesörü ünvanının sahibidir ve İngiliz Akademisi’nin bir üyesidir.

Araştırmadan olumlu bir sonuç elde edilebilirdi. Ve eğer öyle olsaydı tek bir din savunucusu hayal edebilir misiniz ki bilimsel araştırmanın dinsel meselelerle ilgisiz olduğu temeline dayanıp bu sonucu reddetsin? Elbette hayır.

Araştırmanın olumsuz sonuçlarının inançlarını sarsmadığını bildirmek gereksizdir.
Deney duacılarının bir kısmını sağlayan Missouri ibadet hizmetleri müdürü Bob Barth şöyle bir yorum yapmıştı; “ İnançlı bir insan bu araştırmayı ilgi çekici bulabilir fakat biz zaten çok uzun zamandır dua ediyoruz ve bunun işe yaradığını biliyoruz. Bu deney dua ve dinsellik araştırmasının yalnızca ilk adımıdır” Evet doğru: Duanın işe yaradığını inancımız yoluyla biliriz, o halde eğer bunu kanıtlamayı başaramazsak istediğimizi sonucu alana kadar yılmadan çalışmaya devam ederiz…

Şuradan çalıntı.

Hastanelerde İbadethane Açılacak için 2 cevap

  1. ehbeusername dedi ki:

    adeta ayakta alkışlıyorum . bu olay bizden binlerce km ötede olan a.b.d.’de gerçekleşmiş , sen bunu ilk önce konuyla alakası bile olmayan büyük dua deneyi ile bağdaştırıyorsun , ardından zaten konuyla alakasız olan büyük dua deneyini ‘ateistiz ya biz, şimdi ateist bi konu eklemesek olmaz maksat dinsiz olmadığımızı ateist olduğumuzu göstermek amaaan konunun içeriği çokta umrumdaydı okumadım bile nasıl olsa’ deyip oraya koyuyorsun ki zaten haberin kendisi doğru değil aynı odada nasıl kılınacak sence hristiyanın yahudinin çokta umrumdaydı sanki ayrıca hastane yönetimi napıcak cuma namazları ve vakit namazlar için kadrolu imam , günah çıkarma ve artık onların dininin gerekliğini yerine getiren haham ve papaz mı çıkaracak ?

    lütfen biraz gerçek yazalım birazcık gerçekle alakası olan kanıtlanabilirliği olan şeyler yazalım

  2. hakan1212 dedi ki:

    Ataistmedyam.Korkmayın müslümanlar çok merhametldir.Kimse sizi ben inanmıyorum cumaya gelemem diye asmaz.Benimde ataist bir arkadaşım vardı.Ama yaptığının ne kadar yanlış olduğunu anladı beraber cumaya gittik.O dönemde kendisine zarar vermedim.Şimdide arkadaşım değil kardeşim oldu.İman işte insanlara böyle yumuşak bir kalp verir.Bu arada sakın bana birkaç satılmışın ya da çapulcunu islam adına yaptığı eylemlerden bahsetmeyin çünkü bunlar adı barış olan bir dinin mensupları değildir ve satılmış kimselerdir.

Bir Yanıt Bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: