Peygamber Mucizeleri

Peygamberlerin mucizelerinden seçmeler.islamda mucize

PEYGAMBER MUSA

Tevrat, Çıkış-2/8-12 ‘Ve Rab Musa’ya ve Harun’a söyleyip dedi: Firavun kendiniz için bir harika gösterin, diye size söyleyeceği zaman, Harun’a diyeceksin: kendi deyneğini al ve yılan olsun diye Firavunun önüne at. Ve Musa ile Harun Firavunun yanına girdiler ve Rabbin emrettiği gibi öyle yaptılar ve Harun deyneğini Firavunun önüne attı ve yılan oldu. Ve Firavun da hikmetli adamları ve efsuncuları çağırdı ve Mısır’ın sihirbazları, olar da büyüleriyle öyle yaptılar. Ve her biri kendi deyneğini attı ve yılan oldular. Ve Harun’un deyneği onların deyneklerini yuttu.

Kuran, Araf-106-107 ‘(Firavun) dedi ki:eğer bir mucize getirdiysen ve gerçekten doğru söylüyorsan, onu göster bakalım.’ ‘Bunun üzerine Musa asasını yere attı. O hemen apaçık bir ejderha oluverdi!’

Her ne kadar hikaye Kuran’da değişiklik gösterse, asa’nın Harun’a değil, Musa’ya ait olduğunu ve asa’nın yılan değil ejderha olduğunu söylese de, hikaye üç aşağı beş yukarı Tevrat’a benzemektedir. Biz de Kuran’ı baz alarak, Musa’ya ait bir mucize olarak aktardık.

(Şuara-32 ‘Bunun üzerine Musa asasını atıverdi; bir de ne görsünler, asa apaçık koca bir yılan (oluvermiş).’

Bu Ayet’te ejderha değil yılan oluyor, okuyoruz ve hep beraber şaşırıp kalıyoruz… Ayrıca, her iki Ayet’te de ‘apaçık’ denilmesine rağmen, durum aslında “apaçık” falan değil. Kah yılan kah ejderha nasıl oluyor, anlaşılır değil. Acaba Allah bir önce anlattığını daha sonra unutuyor mu?

Musa’nın kardeşi Harun, Kuran’a göre peygamberdir ve o da vahiy almıştır;

Nisa-63 ‘Biz, tıpkı Nuh’a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Biz İbrahim’e, İsmail’e İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyüb’e Yunus’a, HARUN’a, Süleyman’a da vahyettik. Davut’a da Zebur’u verdik.’
Meryem-53 ‘Rahmetlerimizden ona kardeşi Harun’u bir Peygamber olarak armağan ettik.’

Harun Musa’a armağan olarak peygamber tayin edilmiş ve Harun’a da vahiy edilişmiştir. Fakat bu vahiy edilen şözler nerededir, kimse bilmemektedir. Harun, kekeme olan ve konuşma zorluğu çektiği söylenen Musa’ya (Taha-25-46) yardımcı olarak yollanmıştır. Kuran her şeyi karıştırdığı gibi bu işi de karıştırmış, Harun’u peygamber ilan edip ona vahiy edildiğini söylemiştir.

Tevrat, Çıkış-9/8-11 ‘Ve Rab Musa ile Harun’a dedi: yanınıza avuçlarınızın dolusu ocak külü alın ve Musa Firavunun gözü önünde göğe doğru saçıin. Ve bütün Mısır diyarı üzerinde ince bir toz olacak ve bütün Mısır diyarında insan ve hayvan üzerinde irin olan çıban çıkaracak. Ve ocak külü alıp Firavunun önünde durdular ve Musa onu göğe doğru saçtı ve insanda ve hayvanda irin çıkaran çıban oldu. Sihirbazlar çıbandan dolayı Musa’nın önünde duramadılar. Çünkü sihirbazlarda ve bütün Mısırlılarda çıban vardı.’

Çıbanlar daha sonra nasıl ıyıleşti bilemiyoruz ama, Musa çok ciddi bir başka mucizeye de bu şekilde imza atmış oluyor.

Tevrat, Çıkış-14/21 ‘Ve Musa deniz üzerine elini uzattı ve Rab bütün gece kuvvetli şark yeli ile denizi kara etti ve sular yarıldı…’

Kuran, Şuara-63 ‘Bunun üzerine Musa’ya: Asan ile denize vur diye vahyettik. (Vurunca deniz) derhal yarıldı (oniki yol açıldı) her bölük koca bir dağ gibi oldu.’

(Y.N.Öztürk bu Ayet’in son cümlesini şöyle çeviriyor: ‘Deniz hemen yarıldı, her dalga kümesi kocaman bir dağ gibi oldu.’)

Tevrat asa’dan bahsetmediği gibi, denizin yarılmasını nispeten açıklamaya çalışırken, Kuran derhal yarıldığını söyleyerek, daha gerçekçi ve bilime daha yakın olduğunu göstermektedir.

Ayrıca bütün alimler yüzyıllardır Musa’nın bu gizemli asa’sının sırrını çözmeye uğraşmışlar ve uğraşmaktadırlar. Fakat henüz bir çözüme ulaşamamışlardır.

PEYGAMBER İSA

Kutsal kitapların aktardığına göre, diğer peygamberler gibi İsa’nın da mucize yeteneği vardı. Bu mucizelere baktığimızda gözümüze ilk çarpan, şifacılık yeteneğidir. İhtiyaç sahiplerine bir illizyonist gibi ellerini uzatması, bu kişilerin şifa bulması için yetiyordu. Aynı zamanda, bu yeteneğini havarilerine de aktarabiliyordu.

İncil, Matta, Bab:10/1 ‘İsa on iki şahidini yanına cağırıp murdar ruhları çıkarmak, her çeşit hastalığı iyi etmek kudretini onlara verdi.’

(Murdar ruhlardan sözü ile bahsedilen, geri seviyedeki ruhsal varlıklardır. Daha sonraları Hıristiyan kiliselerinde bu tür tedavileri yapan rahiplere ‘şeytan kovucu’ anlamına gelen ‘exorsist’ adı verilmiştir.)

Tükürükle bile görmeyeni görür hale getiren İsa’nin, tedavileri ile ilgili İncil’den bir kaç Ayet verelim;

İncil, Matta, Bab: 9/35 ‘Ve İsa bütün şehirler ve köylerde, onların havralarında ogreterek ve melekütun müjdesi vazedip her türlü hastalığı ve her türlü zayıflığı iyi ederek dolaşıyordu.’

İncil, Matta, Bab: 15/30 ‘Ve ona büyük kalabalıklar beraberlerinde topallar, körler, dilsizler, çolaklar, daha başka bir çokları geldiler ve onları İsa’nın ayakları dibine bıraktılar ve İsa onları iyi etti.’

İncil, Luka, Bab: 4/40 ‘Ve güneş batınca, türlü illetlere tutulmuş hastası olanlar, onları kendisine getirdiler; İsa da ellerini her birinin üzerine koyup onları iyi etti.’

İncil, Luka, Bab: 13/10-13 ‘Ve İsa sebt gününde havraların birinde öğretiyordu. Ve işte, onsekiz yıldan beri kendisinde hastalık ruhu olan bir kadın; iki kat olmuştu ve hiç bir surette doğrulamazdı. İsa onu görünce çağırdı ve kendisine dedi: Ey kadın hastalığından kurtuldun. İsa ellerini onun üzerine koydu ve kadın hemen doğruldu.’

İsa’nın tedavi edebilme özelliği dışında, insanların o anki hallerini, geçmişlerini, geleceklerini ve karakterlerini tespit edebilme yeteneği de vardı.

İncil, Yuhanna, Bab: 2/23-25 ‘Ve fısıhta, bayram günlerinde Yerusalim’de iken, yapmış olduğu alametleri görerek coğu onun ismine iman ettiler. Fakat İsa bütün insanları bildiği için kendisi onlara inanmazdı… Cünkü insanda ne olduğunu o kendisi bilirdi.’

İsa Havarileriyle birlikte Kudüs kentine gider. Mabedlerin arasından geçerken İsa Havarilerine şunları söyler;

İncil, Matta, Bab 24/1-2 ‘İsa mabetten çıkıp giderken, mabedin binalarını kendisine göstermek için şakirtleri yanına geldiler. İsa da onlara cevap verip dedi: Bütün bu şeyleri görüyormusunuz? Doğrusu size derim: burada taş üstünde yıkılmadık taş bırakılmayacak.’

Bu kehanet 40 yıl sonra gerçekleşmiş ve Romalı general Titus Kudüs’ü işgal etmiş ve sehri yakıp yıkmış.

(Not: Bu noktada İncil’lerin, İsa’nin olümünden yaklaşık 60-150 yil sonra, yani Kudüs’ün yıkılmasından sonra kaleme alındığını unutmayalım…)

Bunların dışında, karnı acıktığında meyvesinden yemek için yanına gittiği incir ağacında, yapraktan başka bir şey göremeyince incir ağacına kurumasını söyleyerek, ağacın kurumasını sağlaması ve denizin üzerinde yürüyerek nöbete gelmesi, Havarisine iman edersen sen de yürürsün demesi, fakat Havarinin çok az bir yürümeden sonra suya düştüğü gibi sayısız mucizeleri bulunmaktadır. Bunları yazmaya zamanımız yetmez. Mucizeleri içinde en dikkat çeken mucizesi ölüleri diriltmesidir, Kuran bunu aktardığı gibi diğer bazı ilaveler de yapar:

Maide-109 ‘Allah peygamberlerini toplayıp da ‘size ne verildi’ dediği gün, ‘bizim hiç bir bilgimiz yok, süphesiz gizlilikleri hakkıyla bilen sensin’ diyeceklerdir.’

Maide-110 ‘Allah o zaman şöyle diyecek ‘Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene (verdiğim) nimetleri hatırla! Hani seni mukaddes ruh ile desteklemiştim; sen beşikte iken de yetişkin insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil oğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş yapıyordun da ona üflüyordun, hemen benim iznimle o bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Ölüleri benim iznimle (hayata) çıkarıyordun. Hani İsrailoğullarını (seni öldürmekten) engellemiştim; kendilerine apaçık deliller getirdiğin zaman içlerinden inkar edenler, ‘bu apaçık sihirden baska bir şey değildir’ demişlerdi.’

Görüldüğü gibi bir cok mucize göstermiş ve insanları bile diriltmiş olan İsa, çarmıhta büyük acılar içinde can verirken kendisi için hiç bir şey yapamamış, geride yapacak onca iş bırakarak genç yaşta hakkın rahmetine kavuşmuştur.

PEYGAMBER MUHAMMED

Muhammed peygamberliğini ilan ettikten sonra, çevresindeki Kureyş’liler Allah’tan ve/veya Muhammed’den mucizeler istediler. Dağları yürütmesini, melekleri göstermesini, yağmur yağdırmasını, bir şeyin seklini değiştirmesi vb. mucizleri göstermesini istediler ki; İslam’ın inanilır ve mucizevi bir din olduğunu kabul etsinler.

Kuran’da Muhammed’e ait mucizelerden söz edilmez, fakat İslami kayıtlarda bir çok Muhammed mucizesi bulunmaktadır. Kayıtlarda bulunan mucizeler ise, yine İslam alimleri tarafından aşağıdaki şekilde açıklanmaya çalışılmıştır:

“Mucize gerektiren bir hal gelirse, Allah’ın izni ilhamı ve teşfikiyle zuhur eder. Her istenilen zamanda hemen bir mucize gösteri vermek, tabir caizse mucizeyi sihirbazlığa düşürmek olur. Mucizeyi gerektiren hal, peygamberi fazla sıkıştırdıkları, onun gönlünü incittikleri zaman Allah’ın gazabının kaynamasıyla meydana gelir, mucize zuhur eder, ama peşinden inanmayanlarşn başına azap iner.”

İslam ulemalarından Kadı İlyas, mucizeleri şu şekilde açıklamaktadır;

Resul-i Ekrem (S.A.V) peygamberlerin en çok mucize getireni, mucize bakımından en yükseği, delil bakımından en kuvvetlisidir. Peygamberimizin mucizeleri iki kısımdır:

1- Bir kısmı kati ilim ifade eder, ve bize tevatüren nakledilmiştir; Kuran gibi. Bunun icazını inkar eden Muhammed (S.A.V)ın varlığını inkar eden gibidir. Onun elinden böyle şeylerin çıktığından süphe yoktur. Ne mümin ne de kafir O’nun elinden garip şeylerin zuhur ettiğinde ihtilaf edemez.

2- İkinci kısım zaruri ve kat’i ilim ifade etmeyen mucizelerdir. Bunlar iki çesittir:

A- Bir çok kimse arasında meşhur ve yaygın, muhaddisler, raviler ve diğer nakilleri arasında yayılan çesit ki; parmaklarından su kaynaması, yemeğin çoğalması bu nevidendir.

B- Bir yahut iki kişi tarafından görülüp, az kişi tarafından rivayet edilen ve diğeri gibi şöhret bulmayan çeşittir. Fakat bu da benzerleriyle birleştirilirse manada uyuşurlar, ve dediğimiz gibi mucizelerin getirildiğinde ittifak ederler.

Evet, Kadı İlyas Muhammed’in mucizelerini, böylesi güzel ve anlamlı bir şekilde açıklayarak, bizleri aydınlatmıştır. Sağolsun…

1- ELİNİ BATIRDIĞI SUYUN ÇOĞALMASI:

Enes Bin Malik’den rivayet edilmiştir ‘Resulullah (S.A.V) ı gördüm, ikindi namazı vakti gelmişti. Herkes abdest suyu aradı, bulamadılar. Allah’ın elçisine bir çömlek içerisinde su getirildi. Resullah (S.A.V) ellerini o kaba koydular ve halka ondan abdest almalarını emrettiler. Gördüm ki su parmaklarının arasından kaynıyordu. Başından sonuna kadar herkes o sudan abdest aldılar.’ Enes’e kaç kişiydiniz denildiğinde ‘üçyüz kişi kadardık’ demiştir. Diğer bir rivayette seksen, bir diğer rivayette yetmiş kişi oldukları yazılıymış.

2- YEMEĞİN ÇOĞALMASI:

Enes Bin Malik anlatıyor; “Ebu Talha, Ümm-i Süleym’e Allah’ın Resulü’nün sesi cok zayıflamıştı, anladım ki çok açtır. ‘Yiyecek bir şeyin var mı diye sordu.’ Ümm-i Süleym: ‘evet’ deyip arpa ekmeğinden bir kaç yufka dolayıp çıkınladı, benim koltuğumun altına sıkıştırdı, üzerini de tekrar örttü ki başka kimse görmesin. Böylece beni Hz Peygamber’e gönderdi. Gittim ki kendileri mescitte bulunuyor. Yanlarında durakladım. Resulullah bana: ‘Seni Ebu Talha’mi gönderdi?’ dedi. ‘evet’ dedim. ‘Yemeğe mi çağırıyor?’ ‘evet’ dedim. Yanındakilere ‘kalkın gidelim’ buyurdu. Ben de onlarla beraber geldim. Durumu Ebu Talha’ya söyledim. Ebu Talha ‘Ya Ümm-i Süleym, Allah’ın resulü bize bir takım adamlar getirmiş. Halbuki yanımızda onlara ikram edecek bir şeyimiz de yok’ diye yakındı. Ümm-i Süleym ‘Allah’ın resulü daha iyi bilir.’ dedi. Ebu Talha Allah’ın resulünü içeri davet etti. Allah’in resulü: ‘Ya Ebu Talha, yanında ne varsa getir.’ diye emretti. O da bana verip gonderdiği ekmeği getirdi. Yine resulullah’in emriyle Ümm-i Süleym, yufkaları açıp yağladı. Allah’ın resulu sofra başında Allah’a dua etti, sonra: ‘On kişi gelsin’ dedi. On kişi gelip yediler, doydular ve çıktılar. On kişi daha cağırmasını emretti. On kişi daha gelip doyuncaya kadar yediler çıktılar. Yine on kişi daha çağırmasını emretti. On kişi daha yediler doydular çıktılar. Böylece onar kişi, onar kişi çağırıp yedirtti. Orada bulunan bütün insanlar doydular. hepsi yetmiş-seksen kişi kadar vardı.”

3- DUASININ KABULÜ:

Enes Binn Malik diyor ki: ‘Resulullah zamanında Medine’de kıtlık oldu (Yağmur yağmıyordu). Kendileri hutbe irad ederken bir adam (Haricetu İbn Hisn el Fizari) kalkıp: ‘Ya Resulullah, Yağmursuzluktan atlar, koyunlar helak oldu. Allah’a dua et ki bizi sulasın.’ dedi. Resulullah müarek ellerini açıp dua buyurdular. Cam gibi duran semada, birden bir rüzgar esmeye başladı, peşinden gökte bulutlar belirdi, bunlar bir araya geldi ve bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı. O kadar ki evimize giderken sulara batıp çıkıyorduk. Yağmur öteki cuma’ya kadar devam etti. Yine o adam veya başka biri kalkıp: ‘Ya Resulullah, evlerimiz yıkıldı, Allah’a dua et; yağmuru durdursun!’ dedi. Peygamber (S.A.V.): ‘Allahümma hawalayna wa la aleyna (Allah’im artık bize değil civarimıza yağmur ver)’ diye dua etti. Baktık ki bulutlar Medine havalisine dağıldı.

4- GÖZÜ AGRIYAN ALİ’NİN GÖZÜNE TÜKÜRÜĞÜNÜ SÜRMESİ VE GÖZÜN İYİLEŞMESİ:

Hayber harbinde Allah’ın Resulü: ‘Bu bayrağı öyle bir adama vereceğim ki, Allah onun eliyle fetih nasip edecektir. O, Allah’ı ve Resulünü sever, Allah ve Resulü’de onu sever.’ buyurdu. Herkes acaba bayrağı kime verecek diye merak ediyordu. Resulullah, Ali Bin Ebu Talib’i arattı. ‘Ya Resulullah gözünden şikayetçidir dediler.’ Resulullah Hz.Ali’yi getirtti, parmağını ağzında ıslatıp Ali’nin gözlerine sürdü, dua etti. Hz.Ali’nin gözlerinde ağrı namına bir şey kalmadı. Bayrağı teslim aldı ve gerçekten Allah onun eliyle Hayber’i Müslümanlara kazandırdı.

5- PİŞİRİLMİŞ KOYUN ETİNİN ZEHİRLİ OLDUĞUNU HABER VERMESİ:

Ebu Hüreyre anlatıyor: Bir Yahudi kadını, Hayber’de kızartıp zehirlediği koyunu yemek olarak Resul-i Ekrem’e ikram etti. Allah’ın elçisi ondan yedi. Ashap da yediler. Allah’ın elçisi; ‘Ellerinizi çekin, cünkü koyun bana zehirli olduğunu söyledi’ buyurdu. Bisr İbn Bera öldü. Allah’ın elçisi kadına sordu: ‘Seni bu harekete sevkeden nedir?’ Kadın: ‘Eger peygamber isen yaptığım sana zarar vermez; melik isen insanları senin elinden kurtarmış olurum.’ Allah’ın elçisinin emriyle kadın öldürüldü.

6- BİRİNE DUA ETTİĞİNDE, O DUA’NIN DUA EDİLENİN ÇOCUĞUNA VE ÇOCUĞUNUN ÇOCUĞUNA ETKİ ETMESİ:

Enes Bin Malik anlatıyor: Annem ‘Ya Resulullah: kölen Enes, bunun için Allah’a dua et’ dedi. Allah’ın Resulü: ‘Allah’ım, ona çok mal, çok evlat ver, ona verdiğini hayırlı eyle.’ diye dua buyurdu. Şimdi malım pek çok. Çocuğum ve çocuğumun çocuğu, bugün yüz kadardır.

Abdurrahman Bin Avf’e de bereketle dua etmişti. Abdurrahman diyor ki: ‘Taşı kaldırsam altından altın bulacağımı ümid ederim.’ Allah gerçekten Abdurrahman’a vermişti. Öldüğü zaman terekesindeki altınlar baltalarla bölündü. Dört karısından her biri seksen bin aldılar.

Abdullah İbn Abbas’a: ‘Allah’ım ona din öğret, onu dinde fakih eyle ve ona tevil öğret.’ diye dua buyurmuştu. Ondan sonra Abdullah İbn Abbas, Habr(büyük alim) ve Tercuman’l-Kuran diye anıldı.

7- GAİPTEN HABER VERMESİ:

Sahih Hadis erbabı bilginler, Resulullah (S.A.V)ın gaipten haberler verdiklerini tesbit etmişlerdir. Bunlar arasında İslam düşmanlarına üstün gelineceği, Mekke’nin fethi, Kudüs’ün Şam’ın Irak’ın fethedileceği, bir kadının tek başına salimen Hira’dan Mekke’ye Allah’tan başka kimseye güvenmeden gidebileceği, Hayber’in Ali eliyle alınacağı, ümmetine dünyanın en parlak yaşayışının verileceği, Kisra ve Kayser’in hazinelerine sahip olunacağı bulunmaktadır. Ayrıca Devenin kaybolup bir vadide, bir ağaca takılmış bulunduğu (hikayesini anlatacağım), Hatip İbn Beltaa’nın Muhammed’in Mekke üzerine yürüyeceğini ihbar etmesini bilmesi ve ihbarciyi yakalatması, amcası Abbas’ın Bedir savaşında esir düşmesini ve esir düsünce fidye için malı olmadığını söylemesi üzerine ne kadar malı olduğunu ifşa etmesi ve bütün mallarının karısı Ümmülfazl’da olduğunu söylemesi, Halid’i Ukaydır üzerine gönderirken, onun sığır avlarken bulunaabileceğini söylemesi de gaipten haber vermeler olarak nitelenmiştir. (Tabi bu orneklere cok sayıda ılave yapılabilir.)

8- MUHAMMED’İN KORUNMASININ BIRAKILMASI:

Ayşe (R.A.) diyor ki: ‘Allah seni insanlardan koruyacaktır (Maide-67)’ Ayet’i ininceye kadar Resulullah’ı beklerlerdi. Bu Ayet inince başını çıkartıp: ‘Ey insanlar gidiniz, yüce Rabbim beni korudu.’ buyurdu.

Hz.Peygamber (S.A.V.) bir yere konduğu zaman arkadaşları bir ağac gölgesi seçerler, O orada istirahat buyururdu. Tam böyle bir sırada bir A’rabi geldi kılıcını çekti:’Seni benden kim korur’ dedi. Resulullah:’Yüce ve celil olan Allah korur.’ buyurdu. A’rabi’nin eli titredi, kılıcı elinden düştü. Başını ağaca oyle hızlı çarptı ki, sanki dimağı akayazdı. İşte bu olay üzerine bu Ayet nazil oldu.

9- MUHAMMED’İN KAYBOLAN KENDİ DEVESİNİN YERİNİ GÖSTERMESİ:

Peygamberimizin devesi kaybolmuştu. Yahudi Munafıklarından olan Zeyd İbn al-Lust:’Muhammed kendine gökten haber geldiğini söylüyor. Oysa kendi devesinin nerede olduğunu bile bilmiyor’ demişti. Bu haber Allah’ın elçisine ulaştı, Resulullah: ‘Vallahi, ben ancak bana bildirilenlerden başkasını bilemem. Şimdi Allah, devenin şu si’bde (vadide) olduğunu bildirdi. Yuları bir ağaca takıldığından gelemiyor.’ Müslümanlar gidip baktılar, deveyi Resulullah’ın dediği yerde buldular.

10- EBUCEHİL’İN ANDI VE ALDIĞI DERS:

Ebucehil Hz.Peygamberi namazdan men etmişti. ‘Eğer Muhammed’i namaz kılarken görürsem, boynunu çiğneyeceğim’ demişti. Resulullah kuşluk vakitleri, Şam’a yönelir namaz kılardı. Yine bir gün namaza durmuştu. Secdeye geldikleri sırada Ebucehil büyük bir taş alıp Hz.Peygamber’e doğru ilerledi. Taşı başına vurmak istiyordu. Yaklaşır yaklaşmaz birden rengi değişti, korktu, gerisin geriye kaçtı. Elleri taş üzerinde dona kalmıştı. Ne olduğunu sordular:’Aramızda bir hendek, bir aygır ve kanatlar vardı. Az daha beni yiyordu.’ dedi.

Resulullah buyurmuştu ki:’Bana yaklaşsaydı melekler onu parça parça ederlerdi.’

(Not: İlginçtir ki böyle bir derse rağmen, Ebu Cehil asla İslam’ı kabul etmemiştir.)

Bu yazı Ateistforum’dan alınmıştır.Foruma gitmek için burayı tıkla !

Peygamber Mucizeleri için 5 cevap

  1. chit42 diyor ki:

    cok komiksiniz ya.ne biliim akıllı insanlarsınız güzel güzel yazmıssınız çizmissiniz.ama siz de biliyosunuz ki insan inanmadan yaşayamaz.bu sadece din değil dünyada herşeye inanır insan.güzel bi kızla evlenecegine inanır,sınavdan yüz alacagına inanaır,anne olcagına inanır.cünkü böyle yaratılmıstr/oluşmustur.ama inanmayan insan yoktur bence…peki bu inanç varsa neye bağlıyorlar sonuçları?annelik hormonu mu erkeklik hormonu mu yoksa beyin lobu mu buna mı inanır insan.saçmaaa…yani ben müslümanım tamam diyelim ki gerçekten önemli yazılarınız videolarınız var size inandım(bak yine inanmak geçiyo) ve ateist oldum peki kalbim buna izin vermez ki?bırak da kandırsın böyle olacagıma.yine diyorum yine diyorum insan birseylere inanmak z o r u n d a d ı r!!!

    • ateistmedya diyor ki:

      İnanmadan insan yaşamayazsa ya biz insan değiliz yada siz yanılıyorsunuz… Birincisi bilmediğiniz, yaşamadığınız, deneyim edemediğiniz bir düşünce yapısı hakkında konuşmanız, ahkam kesmeniz ne kadar saçma!
      Örneğin ben hiç fenerbahçeli olmadım ama diyorum ki “fenerbahçeli olmak çok iyi/kötü”. Örneğiniz bununla aynı olmasada benzer.

      Bir diğeri biyoloji bilgisi bilmeden; hormon, beyin lobu konularına girmeyin.

      Ayrıca burada kimseyi ateist yapmaya falan çalışmıyoruz. Önce bunun ayrımına varın…

  2. chit42 diyor ki:

    evvela birincisi bi zaman ben de ateist kaldım yani düşünce tarzım öyleydi ama inanın ki insan inanmak istiyor.evet yine iddaa ediyorum insan inanmadan yaşayamaz.siz insan değilsniz lafınız cok kaba.ben asla böyle birsey demek istemem.ama eminim ki annenize veya kız kardesinize yada babanıza sevgilinize inanıyosunuzdur.(her konuda)inanmıyorum derseniz gercekten kendinizi kandırırsınız.
    ikinci kısım biyoloji bilgisi demişken ben fen bilgisi öğretmenliği okuyorum ve biyoloji ile belki de senelerdir ilgileniyorum.emin olabilirsiniz ki bu konu hakkında benle tartışmaya girmek istemezsiniz
    üçüncü konu ise zaten ateist yapılmaz ateist olunur…kimse bu siteye ateist olmak yada olmamak için girmiyo;ateist olduğu ve olmadığı için giriyo.
    saygılarımla…

  3. hakan1212 diyor ki:

    Ataistmedyam,çok uzun yazmışsınız ve daha ilkini okuduğumda (Hz Musa) diğerlerini okumaya gerek dahi duymadım.Tevrattan ve Kurandan alıntılar yapmışsınız.Ancak Bir bilgi eksiğiniz ya da görmezden geldiğiniz bir nokta var.Kuranın indirilme sebebi diğer dinlerin kutsal kitaplarının insanlar tarafından deformasyona uğratılmasıdır.Birinde ejder diğerinde yılandan bahsedilmesi gayet normaldir.Kuranın olmayan açıklarını arayarak negatif bir araştırma yapacağınıza Allah’ı bulmaya yönelik bir araştırma yapsaydınız http://www.youtube.com/watch?v=vSld0iAKThw bu linkteki adam gibi Vallahi bizlerden daha iyi bir müslüman olur ve çılgın alevleri bekleme yerine cenneti daha bu dünyada yaşamaya başlardınız ve beklerdiniz.

  4. antiateistim diyor ki:

    1 – )Kuran, Araf-106-107 ‘(Firavun) dedi ki:eğer bir mucize getirdiysen ve gerçekten doğru söylüyorsan, onu göster bakalım.’ ‘Bunun üzerine Musa asasını yere attı. O hemen apaçık bir ejderha oluverdi!’
    2- )(Şuara-32 ‘Bunun üzerine Musa asasını atıverdi; bir de ne görsünler, asa apaçık koca bir yılan (oluvermiş).’
    Bu Ayet’te ejderha değil yılan oluyor, okuyoruz ve hep beraber şaşırıp kalıyoruz… Ayrıca, her iki Ayet’te de ‘apaçık’ denilmesine rağmen, durum aslında “apaçık” falan değil. Kah yılan kah ejderha nasıl oluyor, anlaşılır değil. Acaba Allah bir önce anlattığını daha sonra unutuyor mu?

    Gelelim sizin uydurmalarınıza.
    Yalan ;
    1 – )Kuran, Araf-106-107 ” فَأَلْقَى عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ ثُعْبَانٌ مُّبِينٌ ”

    Fe elkâ asâhu fe izâ hiye su’bânun mubîn(mubînun).
    Diyanet İşleri tercümesi :
    “Bunun üzerine Mûsâ, asasını yere attı. Bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha.”

    Yalan ;
    2- )Şuara-32 ” فَأَلْقَى عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ ثُعْبَانٌ مُّبِينٌ ”

    Fe elkâ asâhu fe izâ hiye su’bânun mubîn(mubînun).
    Diyanet işleri tercümesi :
    Diyanet İşleri
    Bunun üzerine Mûsâ, asasını attı, bir de ne görsünler, asa açıkça kocaman bir ejdarha olmuş.

    Bak bakalım ateist bey bu 2 ayet de bir fark görebiliyor musun ? İnce hesaplarla milleti saptırmaya çalışmayın. Tercüme farklılıklarını kullanarak Allah’a hakaret edip, kendininizin haklılığını göstermeyi umuyorsunuz ki büyük bir yanılgıdasınız. Farkı gördüğünüzde bana gösterin ki bende göreyim tabi ki görürseniz :)

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: