Kur’an’ın Allah’ı

Allah’ın Kuran’daki niteliklerine, daha doğrusu kişilik özelliklerine bir bakalım. Yani insana kişilik olarak ne kadar kuranın allahıbenzediğini, insani zaaflar tasıdığını; asla yüce, ulu, eşşiz olmadığını Kuran verileriyle kısaca inceleyelim.

Kuran’ın Allahı o dönem insanının bakış açısını yansıtmaktadır. Sevgiden yoksun bir cinselliğin yaşandığı bir dönem olduğundan bekardır. Kadınların asagilanıyor olması nedeniyle erkektir. Sıradan insanlar gibi kızar, tehdit eder, polemiğe girer, yemin eder ve armağan vaadeder.

Köleci dönem ilkelliği nedeni ile, işkenceye toplu kıyımlara başvurmaktan çekinmez. Yaptığı vahşeti, bir meziyetmiş gibi, ballandıra ballandıra anlatır. Etraftan delil isterken, kendi iddialarina delil gösterme gereği duymaz. En ufak bir kuşkuya dahi tahammülsüzdür, hemen cehennem ile tehdit eder. Çabuk öfkelenmek gibi zaafları vardır.
Köleci dönemde ortaya çıktığından, kendisine kulluk (kölelik) edilmesine, kendine yağ çekilmes bayılır. Sabırsızdır. Masal anlatmayı ve temelsiz konuşmayı çok sever. İnsanlara bilgi vermek gibi bir huyu ise hiç yoktur. (verdikleri ise ipe sapa gelmez, akla aykırı şeylerdir.) Keyfiyeti had safhadadır; dilediğini saptırır, dilediğini yola getirir.

Eskiden keyfine diyecek yoktu; insanlar cahil olduklarından (gerçi inanırlar simdi eğitimli mi?), bütün doğal olayları sahiplenirdi; yağmur yağdırır, ayı ve güneşi hareket ettirirdi. Çünkü gerçeği bilmezlerdi ki karsi cıksınlar!. (Şimdi biliyorlar da, sanki karşı mı çıkıyorlar) Durup durup insanlara din ve kitap gonderir, bunun ne gerekçesini, ne de mantığını açıklamaz. Bunlara ilave olarak, örneğin Enfal-64’de ‘benim yardımım sana ve müminlere yeter’ der ama kendine inananlar hep sefalet içindedir, gelişmiş bir İslam ülkesi yoktur. Ayrıca Müslümanlar bir savaş kazandığında, Enfal-17’de söylediği gibi; ‘onları siz öldürmediniz, Allah öldürdü’ der, ama Müslümanlar savaş kaybettiğinde, ölen müslümanları kimin öldürdüğünü söylemez.

Kısaca kimseyi sıkmadan Ayet’lerle de konuya ışık tutmaya çalışalım;

keyfiyette ne kadar ölçüsüz olduğunu, insanların inanmasını nasıl engellediğini Bakara-6, Bakara-7, Bakara-20, Bakara-105 ve daha nice sayısız Sure ve Ayet’te bıkmadan söyler durur. İnanmayanlardan dolayı sorumlu olan kendisidir, fakat cehennemi de hazirdir. Bu insanlar orada cezalandırılacaktır;

A’raf-179 ”And olsun ki, biz cinlerin ve ınsanların çoğunu cehennem için yarattık. Onların kalpleri vardır ama, anlamazlar. Gözleri vardır, o gözlerle görmezler. Kulakları vardır, o kulaklarla duymazlar. Onlar hayvanlara benzerler. Hatta onlar daha da sapıktırlar. İşte bunlar gafillerdir.’ (Yani önce Cehennemi yaratmış, sonrada bu cehennem için insanları!!? İnanmayanları da kendisi yaratmamışmıydı?)

Furkan-31’de ‘…Biz her Peygambere günahkarlardan böyle düşmanlar oluşturduk (peyda ettik)…’ der ve Peygamber’lerinin işini kolaylastıracağına zorlastırır. Oysa ki ol dediğinde her şey olmaz mı? Olur, olur ama nedense o hiç bir zaman meşhur “ol’u” göstermez. (Hep dilindedir) Peygamberlerine üstteki Ayette söylediği gibi zorluk çıkartır. Yoksa herkesin bir anda hidayete ermesini istememektemidir?

Şuara-4 ‘Biz dilersek, gökten bir mucize indiririz ve ona boyun eğip kalırlar’ der. Mucize yapabileceği konusunda övünür ama, mucizeler bir türlü inmez. Zaten hiç kimse mucize falan görmemiş, göreceği de yoktur.

Hadid-22’de ‘Yeryüzüne ve sizin başınıza gelen herhangi bir musubet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce o, kitapta bulunmasin’ derken insanlık için tüm belaları önceden yarattığını ve bunları insanların üzerine saldığını itiraf eder. Yani ikinci dünya savaşına ve 50 milyon insanın ölmesine neden olan Hitler de, Allah’ın bir musubetidir. (Ayrıca “herthengi bir musubet yoktur ki, biz yaratmadan önce kitapta oolmasın” der. Der ama, bu bizim bildiğimiz hiç bir kitapta yazmaz. Gerçekten yazmış olsa okuyup önlem almazmıydık?)

Kuran’da allah tıpkı bir insan gibi öc alıcıdır. Ne ilahi ve ulu bir yaklaşım!!! Önce yarat, sonra öc al… Duhan-16 ‘.. onları çarptıkça çarpacağımız gün, öcümüzü süphesiz alırız..’ Zuhruf-25 ‘.. Bunun üzerine biz de onlardan öc aldık..’

Övünmek ve övülmek en hoşlandığı şeydir. Her fırsatta yineler; Casiye-36 ‘Övülmek göklerin rabbi, yerin rabbi, ve alemlerin rabbi Allah içindir.’ Fakat onu övmezseniz vay halinize; Kalem-16 ‘Onların havada olan burnunu yakında yere sürteceğiz.’

Tuzak kurmayı, aynen insanlar gibi çok sever. Tuzakçı bir tanrıdır; Kalem-45 ‘Doğrusu benim tuzağım sağlamdır.’ (Ayrica A’raf-97-98-99) Bu tuzağı av hayvanları için kurmuyor elbette… Tuzağı kuracak, insanlar tuzağa düşecek, sonra “vay senmisin tuzağa düşen” haydi doğru cehenneme…

Enam-62’de ‘… O hesap görenlerin en süratlisidir.’ diye palavra atarken, Mekke’lilerin ettiği alaylar karşısında ise; Hacc-47 ‘Senden başlarına acele azap getirmeni istiyorlar, Allah sözünden asla caymayacaktir. Rabbinin katında bir gün saydıklarınızdan bin yıl gibidir.’ diye kıvırtmaya başlar. (Aynen insanlar gibi…)

İnsan gibi acizliğini gizleyemez, sıkıştığı noktada beddua eder; Buruc-27 ‘… canı çıksın..’, Kiyamet-34-35 ‘Sana yazıklar olsun, yazıklar. Daha ne olsun, sana yazıklar olsun yazıklar.’ Abese-18 ‘… canı çıksın o insanın o ne nankördür..’, Maide-64 ‘Yahudiler, Allah’ın eli sıkıdır dediler, dediklerinden ötürü elleri bağlansın, lanet olsun, onun iki eli de açıktır, nasıl isterse sarf eder.’ A be yüce tanrı; millet senin varlığının gerçek olduğunu görmek için, senden bir şeyler görmek istiyor, sen beddua ediyorsun. Oluyor mu böyle?

Maide-3 ‘… benden korkun, bügün size dininizi bütünledim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak size İslamiyeti beğendim…’ Peki önceden Yahudiliği, sonradan Hristiyanliğı beğenmemişmiydin? Ne oldu da fikrin değişti? Hem o dinler de senin değil mi? Ona şu dini, buna bu dini, Arap’a da Müslümanlığı seçerek, kararsız ve karıştırıcı bir Tanrılık sana, yüce ve ulu bir Allaha yakışıyor mu?

Leheb-1-2-3-4-5 ‘Ebu Leheb’in iki eli kurusun. Kendisi de yok olsun! Malı da kazandığıda kendisine fayda vermez. O alev alev yanan bir ateşe atılacaktır. Karısı da boynunda bir ip olduğu halde, o alevleri çıkaran odunların hamalı olacaktır.’ Koskoca Allah bir zerre bile olmayan zavallı bir kul ile uğraşıyor. Bir kelamda onu yok edip mahvetmiyor ve beddua ediyor. Bence çok ayıp ediyor, çünkü Ebu Leheb ile Allah’ın sıkleti birbirine uymaz. Arada önemli bir sıklet farkı var…

Sonuç olarak görüldüğü gibi Kuran’ın Allah’ı, açıkça insani nitelikler taşımaktadır. İlahi bir güç değildir. İnsanlar tarafından uydurulmus hayal mahsulu bir yaratıktır. Kuran da bunu, kendi cümleleriyle tasdik etmektedir. Artık fazla söze gerek yok, hersey açık ve ortada, Kuran ilahi sözler değil, ilkel o dönem insanının sahip olduğu, olabileceği bilgi ve düşünceler çerçevesinde, insan yapısı bir kitaptır.
Bu yazı Ateistforum’dan alınmıştır.Foruma gitmek için burayı tıkla !

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: