Bilim ve Kur’an

Kuran, Türlerin olduğu gibi yaratıldığını, bilim ise ilkel hücrelerden başlayarak evrimleştiğini ve Türlerin diğer bilim ve kurantürlerden meydana geldiğini söyler.

Kuran’a göre ilk insan Adem, bügünkü insandan farksızdır. Konusabilir, zekidir, düşünme kapasitesi, bilinci ve yetenekleri bizlerle aynıdır.

Bilim’se, insanlar’ın zeka, konuşma, bilinç vs gibi yeteneklerinin zaman içinde evrimleştiğini, ilk insanlarda Beyin hacminin daha düşük olduğunu, Beyin kabuğu’nun gelişmemiş olduğunu, konuşma’nın olmadığını, renkli görmediklerini, ayrıca fiziken daha değişik olduklarını söyler.

Kuran’a göre ilk insanlar uzun yaşamıştır. Adem 930 yıl, Nuh 950 yıl,vs vs.

Bilim’e göre ise, ilk insanların ömrü tam tersine günümüzdekinden kısa olup, evrim sürecinde giderek uzamaktadır. Romalılarda bile ortalama ömür 40 yıl civarındadır.

Kuran’a gore Adem’in çocuklarından Habil çiftçi, Kabil koyun çobanıdır. Yani ilk insan döneminde ziraat ve hayvancılık vardır. Bügünkü toprak yapısı, ve bitkiler, ağaçlar vs mevcuttur.

Bilim’e göre ilk insanlar avcı ve toplayıcıdır. Ziraat ve hayvancılığın tarihi sadece on bin senedir. Ekilebilir mevcut toprağın, bu günkü haline gelebilmesi ancak 100.000 sene önce olmuştur.

Kuran’a göre, Adem’in çocuklarından Habil, Kabil’i öldürür ve gömer. Yani ölü gömmek, ilk insanlardan beri vardır.

Bilim’e göre, insanlar ölü gömme bilincine elli bin yıl önce erişti. Milyonlarca yıldır, ölüler gömülse idi, mezarlik olmayan bir karış yer kalmazdı.

Kuran’a göre ‘Allah, koyun, keçi, deve, at, eşek, sığır yaratmıştır’. Yani bu hayvanlar ilk ortaya çıktıklarından beri aynıdırlar. Ve ilk insanlarla aynı anda yaratılmışlardır.

Bilim’e göre bu hayvanlar başka türlerden evrimleşmiş, ve insan tarafından evcillestirilerek, muhtelif seçmelerle (çiftleştirme, eleme vs) bugünkü konumlarına gelmişlerdir. İlk insanların devrinde bu tip hayvanlar yoktur, bunların yabanıl ataları vardır, ve bahsedilen evcil türler sadece 10.000 senedir vardır.

Kuran’a göre meyveler, sebzeler bugünkü özelliklerinde (Renk, tat, şekil, büyüklük vs) yaratılmışlardır.

Bilim’e göre ise günümüzde bulunan sebze ve meyveler, insanlar tarafından seçildiği için, bugünkü tat, koku, renk, ve boyutlarına ulaşmışlardır. Mısır 5.000 yıl önce 2-3 santim iken, insanlarca devamlı surette irileri seçilerek ekildiği için bugünkü boyutuna ulaşmıştır. Armut, elma vs nin acıları beğenilmeyen türleri vs ekilmemiş ve beğenilen türleri korunmuştur. Yani günümüzde tüketilen tüm sebze ve meyveler, insanlarca geliştirilmiştir.

Bu yazı Ateistforum’dan alınmıştır.Foruma gitmek için burayı tıkla !

7 Responses to Bilim ve Kur’an

  1. maykıl dedi ki:

    alayınızın **** **** ***** kafir ***** kızınızı *****

  2. mevalî-i nefs dedi ki:

    Kurana göre bahsettiklerin doğru ancak ikinci söylediklerin bilime göre değil, Darwin’in evrim teorisine göredir…

    • ateistmedya dedi ki:

      Evrim, bilimin kabul ettiği ve ortaya koyduğu bir kuramdır. Ayrıca yazının tamamını okuysaydınız sadece evrim değil, arkeoloji ve tarih gibi bilimlerin ortaya koyduğu gerçeklerden de bahsettiğini görecektiniz.

  3. mevalî-i nefs dedi ki:

    ben okuduğumu yarım bırakmam. neyse kardeş bu durum iman meselesidir. maksadım seni imana getirmek filan kesinlikle değil. herkes mezara yanlız girer. bana daha farklı pencerelerden bakma yeteneğini kazandırdığını da yadsıyamam. bunun için teşekkür ederim.

    fikirlerin, ashabı güzün in (kim olduğunu şu an hatırlamıyorum)bir meselini aklıma getirdi. hani bir kafir ile konuşurken şunları söylemişti; “eğer siz (kafirler) haklıysanız, cennet ve cehennem, allah, ahıret yoktur ve o zaman biz insanların çekecekleri bir azap yoktur. ancak ya biz kur’anı rehber edinmiş mü’minler haklıysak.”

    • ateistmedya dedi ki:

      mevalî-i nefs, öncelikle bu üslubun için çok teşekkür ederim. Birçok dindaşının aksine küfür etmeden ve okuyarak yorum yaptığına da ayrıca seviniyorum.
      Ama sende şunu bilmelisin ki biz ateistler hergün onlarca müslümanla konuşuyoruz, tartışıyoruz. Belki sizin buna kıyasla gördüğünüz, tanıdığınız, karşılaştığınız ateist sayısı az. Bir de zaten biz islam dinine mensup kişiler olarak yetiştirildiğimiz için sizin gibi düşünme yeteneğine de sahibiz. Sakın yanlış anlamayın, yani sizin düşündüklerinizi bizde düşünüyorduk demek istiyorum sadece.

      Gelelim “Ya varsa?” sorusuna buna Pascal Kumarı’da denir ve emin olun ilk söyleyen siz olmadığınız gibi ilk defa da yanıtlamıyorum.
      Kısaca anlatmak gerekirse. Herşeyi bilen bir tanrının karşısına çıktığım zaman “Ya varsa diyerek inandım” yerine Russel’ın dediği gibi “yeteri kanıt yoktu tanrım” demeyi tercih ederim. Eğer yeterince mantıklı bir tanrıysa kendini kandırmak için inanmak yerine, yeterli kanıt göremeyip gögsümü gere gere tanrı yoktur dediğim için beni takdir edeceğini düşünüyorum. (Lütfen yeterince kanıt var kahinat kanıtlarla dolu gibi argüman ile gelmeyiniz, beni anlıyacağınızı düşünüyorum. Teşekkürler)
      Ayrıca bu konuyla ilgili daha ayrıntılı açıklama okumak isterseniz;
      http://suphecimelek.wordpress.com/2009/05/25/pascalin-kumari/ buraya bakmanızı tavsiye ederim.

      • mevalî-i nefs dedi ki:

        ben kur’anı rehber edinmiş sufi bir dervişim. seccade üzerinde sabahtan akşama tesbih çekerek yüce yaratıcıya ulaşmayı arzulayan cümle dervişan gibi değilim. Allah’ın biz kullar için bırakmış olduğu ayak izleri takip ederim. hiç bir kulu üstün tutmam. o yüzden benim her inanıştan, her meşrepten arkadaşım vardır. Ama doğrusu ateistler ile ilk defa karşılaşıyorum. görüşleriniz kanımı dondursada; kendi inancm açısından bir kulun cüretkarlığının en son noktası olarak düşünüyorum. neyse “Kurandan seçilmiş bazı çelişkiler” yazınıza yaptığım yorumda da belirttiğim gibi bu iş aklın sınırlarını zorlamaktır. yanlış anlaşılmasın ben bunda bir sakınca görmüyorum. Sadece aklı ve kalbi dengede tutmak gerektiğini savunuyorum.

        Herşeyi bilen Tanrının huzuruna çıktığım vakit, senin acımasızca eleştirerek söylediğin “ya varsa inandım” demek yerine “yeterince kanıt vardı, işittim, itaat ettim” demeyi tercih ederim. Eğer yeterince mantıklı ve içimize gönüller koyan bir tanrı ise (ki şüphesiz öyle), engin devranı tekvininde bir habbe olan beni de takdir ve takdis edecektir.

        Kardeşim herkesin akıl ve gönül kabı aynı büyüklükte değildir. seninkisi bir kova kadarken, benimkisi bir cezve kadar olabilir. dolayısıyla şu kainattaki gerçeklikler denizinden benim kabım dolup taşmakta. Yüce yaratıcı hepimizin gönlüne göre versin diyorum…;)

        paskalın kumarı linkinizi daha sonra okuyacağımdan şüpheniz olmasın…

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: